Başkan Gökbel 2025-2026 Eğitim-Öğretim Raporunu Yayınladı

KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Kütahya Şube Başkanı Hilal Gökbel, açıkladığı “2025/26 Eğitim-Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu Raporu” ile Türkiye’deki eğitim sisteminin karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunları çarpıcı verilerle ortaya koydu.

“DEVLET OKULU YERİNİ PİYASAYA BIRAKIYOR”

Rapora göre özel öğretimin eğitim sistemi içindeki payı 2002 yılında yüzde 1,9 iken 2026 yılında yüzde 8’e yükseldi. Bugün Türkiye’de her dört devlet okuluna karşılık bir özel okul faaliyet gösteriyor. Devlet okullarındaki nitelik kaybının aileleri özel okullara yönelttiğine dikkat çekilen raporda; bağış, kaynak kitap ve servis giderlerinin eğitim hakkını gelir düzeyine bağlı bir ayrıcalığa dönüştürdüğü belirtildi.

“ÖĞRETMENLER GÜVENCESİZLİĞE MAHKÛM EDİLİYOR”

Raporda öğretmenlik mesleğinin kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak parçalandığı ifade edildi. Türkiye’de 64 binden fazla sözleşmeli öğretmenin görev yaptığı, bunların yaklaşık üçte ikisinin kadın olduğu belirtildi. Ücretli öğretmenlerin ise asgari ücretin altında, sosyal güvenceden yoksun şekilde çalıştırıldığına dikkat çekilerek bu uygulamanın eğitim emekçileri açısından ciddi bir sömürü düzeni oluşturduğu vurgulandı.

“OECD ORTALAMASININ ÇOK GERİSİNDE”

Raporda Türkiye’nin öğrenci başına yaptığı eğitim harcamalarının OECD ülkelerinin oldukça gerisinde kaldığı kaydedildi. Buna göre; İlköğretimde Türkiye’de öğrenci başına yıllık harcama 3 bin 914 dolar olurken OECD ortalaması 10 bin 812 dolar seviyesinde bulunuyor. Ortaöğretimde Türkiye 3 bin 914 dolarla OECD ortalamasının yalnızca yüzde 33’üne ulaşabiliyor. Yükseköğretimde ise Türkiye’nin öğrenci başına harcaması 7 bin 698 dolar, OECD ortalaması ise 15 bin 102 dolar olarak açıklandı.

“LAİK EĞİTİM YERİNE DİNSEL YAPILANMA”

Raporda Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakıf ve derneklerle yaptığı 672 protokol eleştirildi. ÇEDES uygulaması kapsamında imamların “manevi danışman” sıfatıyla okullarda görevlendirilmesinin laik ve bilimsel eğitim anlayışını tehdit ettiği ifade edilirken, Diyanet’e bağlı 4-6 yaş sıbyan mekteplerindeki çocuk sayısının bir yılda yüzde 33 artarak 163 bine ulaştığına dikkat çekildi.

“TOPLUMSAL MÜHENDİSLİK PROJESİ”

Eğitim-Sen raporunda “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin bilim çevreleri ve eğitim sendikalarının görüşleri alınmadan hazırlandığı belirtildi. Raporda, yeni müfredatın eleştirel düşünceyi geliştirmek yerine “makbul vatandaş” ve “itaat eden iş gücü” yetiştirmeyi hedefleyen ideolojik bir proje olduğu değerlendirmesi yapıldı.

“ÇOCUKLAR OKULDA DEĞİL İŞ CİNAYETLERİNDE”

Raporun en çarpıcı başlıklarından biri çocuk işçiliği oldu. Türkiye’de 2 milyonun üzerinde çocuk işçinin bulunduğu belirtilirken, 2025 yılında en az 94 çocuğun, 2026 yılının ilk yarısında ise 23 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği aktarıldı. MESEM uygulamasının devlet eliyle ucuz iş gücü oluşturduğunu savunan raporda, bugüne kadar 20 MESEM öğrencisinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği belirtilerek uygulamanın derhal sonlandırılması istendi.

“BOŞ BESLENME ÇANTALARI BAŞARIYI DA ETKİLİYOR”

Raporda çocuk yoksulluğunun eğitim üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Türkiye’de her dört-beş çocuktan birinin yoksulluk içinde yaşadığı belirtilirken, maddi yoksunluk oranının yüzde 30’un üzerinde olduğu ifade edildi. Boş beslenme çantalarının çocukların hem fiziksel gelişimini hem de akademik başarısını olumsuz etkilediği vurgulanarak tüm öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanmasının merkezi kamu politikası haline getirilmesi gerektiği kaydedildi.

“OKULLARDA ŞİDDET POLİSİYE TEDBİRLERLE ÇÖZÜLEMEZ”

Raporda okul güvenliği konusunda yalnızca güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağı belirtildi. Kalabalık sınıfların azaltılması, sanat ve spor etkinliklerinin artırılması, her okula rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı atanması gerektiği ifade edilirken, kadrolu temizlik personeli eksikliğinin de ciddi hijyen sorunlarına yol açtığı belirtildi.

ANADİLİNDE EĞİTİM ÇAĞRISI

Raporda eğitim hakkının yalnızca okula erişimden ibaret olmadığı belirtilerek, anadilinde eğitimin pedagojik ve demokratik bir hak olduğu vurgulandı. Türkçe dışındaki anadillerin eğitim sistemi içerisinde güvence altına alınması gerektiği ifade edildi.

“KAMUSAL, LAİK, BİLİMSEL VE PARASIZ EĞİTİM TALEBİ”

KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Kütahya Şube Başkanı Hilal Gökbel, raporun sonucunda eğitim sisteminin kamusal niteliğinin hızla aşındığını belirterek; piyasacı, güvencesiz ve dinselleştirilmiş eğitim politikalarından vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Raporda; laik, bilimsel, demokratik, kamusal, parasız ve anadilinde eğitim talebinin Türkiye’nin geleceği açısından ertelenemez bir zorunluluk olduğu vurgulandı.

PAYLAŞ