Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü’nde araştırmacı olarak görev yapan Nurullah Özdemir’in tespih koleksiyonu görenleri kendine hayran bırakıyor.
“Tespih dini olduğu kadar, sosyal ve kültürel bir obje haline gelmiştir”
Tespihin isim kökeninin nereden geldiğini anlatan Özdemir, “Tespih, Arapça kökenli bir sözcüktür. Terim olarak, Allah’ın vasıflarıyla bağdaşmayan her türlü eksiklik ve noksanlıktan tenzih etmeyi ifade etmektedir. Tespih tevhit inancını pekiştiren bir kavramdır, tenzih ve takdis de aynı mahiyettedir. Gerek namazlarımızda gerek başka münasebetlerle yapılan tespih ve zikirlerin tespih taneleri gibi şeylerle sayılması Asr-ı saâdet’te ve ashap döneminde pek hoş karşılanmamış, bunun yerine parmakla sayılması tavsiye edilmiştir. İslamiyet’in ileriki dönemlerinde tespih kullanımı yaygınlaşmıştır. Yüce Yaratıcı’ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de “tespih” adını vermiştir. Tespih yalnız Müslümanlıkta değil, diğer din ve inançlarda da kullanılmaktadır. Tespihin kullanış amacı Müslümanlıkta olduğu gibi Hıristiyanlık, Hinduizm ve Budizm’de de aynı olup, hepsinde duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır” dedi.
“İlk olarak Hindu inancında yerini alıyor”
Tespihin tarihi ile ilgili bilgi veren Araştırmacı Nurullah Özdemir şu ifadeleri kullandı; “Nesneleri bir ipe dizmek insanlık kadar eskidir. İpe dizilen boncuk ve benzeri şeyler ilk önceleri sayma amaçlı değil, uğur getirmesi amacıyla boyuna veya vücudun bir yerine iliştiriliyordu. Boncukların ve ipe dizilmiş diğer nesnelerin dualar ve takdis amacıyla kullanılmasını ilk önce Hindistan’da, Hindu inanışında görüyoruz. Buradan doğuya, sonra Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılmıştır. Peygamberimizin tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. İlk Osmanlı Padişahların tespih kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere 16. Yüzyıldan sonra rastlayabiliyoruz.”
Araştırmacı Özdemir, malzemeleri aktardı
Tespihin günümüzde çok çeşitli malzeme ile yapılabildiğini https://www.kutahyaninsesi.com/ haber sitesine belirten Özdemir, tespih yapımında Türkiye’de en çok kullanılanın Oltu taşı tespihler olduğunu belirterek. Oltu’nun, ardıç ağacının fosilleşmiş hali olduğunu ve yerin altından çıktığı için işlenmesinin kolay ve çekiminin güzel olduğu vurguladı. Kehribara da değinen Araştırmacı Özdemir, “Çoğumuzun aşina olduğu ağaç üzerindeki akma dediğimiz reçinenin fosilleşmiş halidir. Kehribarın oluşum süresi basınç, sıcaklık ve geçen zamanla alakalıdır. Yeterli basınç ve sıcaklıkta bulunmayan reçine tam anlamıyla kehribar kıvamına gelemez” diye konuştu.
“Koleksiyoner için en sevdiği tespihi alıp çekmesi kadar güzel bir zaman yoktur”
Tespih koleksiyoneri Araştırmacı Nurullah Özdemir, kendi koleksiyonundan da bahsederek sözlerini şu ifadelerle tamamladı; “Önce günümüzdeki tespih ve tespih toplamayla ilgili bildiklerimi söylemek istiyorum. Tespih toplamak pahalı bir iştir. İhtiyaç fazlası parası olanlar için güzel bir uğraştır. Son yıllarda tespihin hem çeşidi, hem de kalitesi artmıştır. Rahmetli Sakıp Sabancı bir söyleşide tespihlerini anlatırken şöyle bir cümle kurduğunu unutmuyorum: ‘Tespih var kışın elini ısıtır, teşbih var yazın elini serinletir.’ Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya, teşbih için, ‘Tespih, elin sakızıdır’ demiştir. Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile başparmak arasından geçirmektir. Basit gibi görünür ama öyle değildir. Lampur lumpur tespih çekilmez. Tespihin, çekiliş hızını, kişinin halet-i ruhiyesi belirler. Öfkeli ve stres anında tespih hızlı hızlı çekilir; sakin zamanda aheste aheste taneler parmak arasından adeta kayarak bırakılır. Tespih sallanmaz, çekilir. Bana ailemden bir tane sedef tespih kaldı. Ben önce çekmek için tespih alıyordum. Lise yıllarında andız ağacından bir tespih almıştım. Birisi bunu kınaya batır dedi. Ben de biraz kına aldım, tespihimi kınaya yatırdım. Çektikçe çok güzel bir renk almıştı. Sonraki yıllarda az değerli taş tespihlere merak sardım. Önüme gelen tespihçiden taş tespih almaya başladım. Sonra bir kısmının sahte olduğunu öğrendim. Şimdi çok emin olmadıktan sonra artık tespih almıyorum. Şu anda 150 adet taş tespihim bulunmaktadır. Elimde sürekli çektiğim oltu taşlı bir tespihim var. Oltu tespihler hem çekmeye hem de ele yakışan tespihlerdir. Çok değerli tespih taşımıyorum. Nedeni de bir yerde ya unutuyorum ya da düşürüyorum. Onun için zaman zaman koleksiyonumu açıp, hem seyrediyorum hem de bazılarını biraz çekiyorum. İnsanın sevdiği bir malzemeden yapılmış bir tespihi eline alması ve çekmesi, koleksiyoner için güzel zaman geçirmedir. Tespihler kadar korunması ve saklanması da önemlidir. Tespih toplamaya başladığım yıllarda, ahşap bir kutuyu tespih kutusu haline getirdim. Sonraki yıllarda bu kutu tespihlerimi almayınca daha büyüğünü tasarlayıp yaptım. Piyasada çok çeşitli tespih koleksiyon kutuları bulunmaktadır. Tespih koleksiyonculuğu ister istemez Tespihçiliği bir sektör haline getirmiştir” ifadelerini kullandı.
Basılı ve dijital abonelikleriniz için: 0.274.333 43 36’yı arayabilir, [email protected] adresine mail atabilirsiniz.