ŞEHRE ZARAR VERİYORSUNUZ

Malum bu yazıma bazıları hak verirken bazıları da tamamen kızgınlıkla yazıma tepki gösterecek, belki de sana ne kardeşim diyeceklerdir.

Son günlerde şehirde yaşanan olaylar herkes tarafından bilinmekte ama kimse bir şey diyememekte ve yazamamaktadır. Bu yazımı kendini bilen ve gerçekten bu şehre ahde vefasını ödemek isteyen herkese yazmak isterim.

Konumu ne olursa olsun kim olursa olsun.

İster siyasetçi, ister bürokrat, isterse iş insanı. Alması gereken herkes üzerine alabilir, almak istemeyeni de kesinlikle ilgilendirmez.

Bu makamlara ve bu ekonomik güce ulaşmışsanız bazı hendekleri geçmişsiniz ve belli bir otoriteye gelmişsiniz demektir. Ekonomik gücünüz var, siyasi gücünüz var.  Yapılanlar neyin kavgası. Bu şehir bugüne kadar bundan kaybetmedi mi?

Birilerine zamanında ticari iyilikler yapmış olabilirsiniz. Zordan kurtarmış olabilirsiniz. Sizin yaptığınız iyiliği unutmuş oda size nankörlük yapmış olabilir.

Olmaması gerekir, ama yapmış. Ne yapalım bırakın onu da o düşünsün ve utancını o yaşasın.

Siz yine büyüklüğünüzü yapacaksınız. Çünkü bu şehir size kucak açmış. Şimdi de sizler benzer şeyleri yapıyorsunuz. Şehre her anlamda zaten sahipsiniz. Güç birlikleri ile daha iyi işler yapmak varken, bu hırs bu kavga neden?

Zamanı gelen gidiyor. Götüreceğimiz en fazla on iki metre kefen oda nasip olursa. Kazandıklarınızı zaten yiyemiyorsunuz. Sizden sonrakiler için bu hırs ve mücadele ne kadar önemli olacak.

Bence hiç.

Yani Nasrettin Hocanın “Hiçlik Makamı” hikayesini herkes bilir. Siz zaten bu makamdasınız.

Kıssadan hisse ders çıkartmak gerekir.

Biz kimiz ki neyin kavgasını ediyoruz. Kol kola girsek, yamuk yapmasak, güç birliği yaparak memlekete hizmeti etmeyi sürdürsek. Ne güzel olur.

Ama olmaz tabiatın bir kuralı var. Mücadele her alanda şart. Bu mücadeleyi meşru ortamlarda yapsak ne güzel olur.

Kırmasak, dökmesek, üzmesek. Öyle olmaz mı?

Bu yarışı kazanmak için her şey mübah.

Peki sonrası.

İyi olursa zaten önemli değil. İyiyi kimse irdelemez. Ama kötü olursa. Arkada kırdıklarınız, sizin için arkadaşları ile karşı karşıya gelenler. Ticari olarak sıkıntıya girenler.

Şimdi sizin yanınızda duranların birçoğu size inanıp güvendiği için mi yanınızda. İstisnalar kaideyi bozmaz ama “Çıkar ve Menfaat” olunca insanların gözü bir şeyi görmüyor.

Bundan bir yıl önce müdürü yanına alıp boy boy fotoğraf çektirip abim naraları atanlar vardı.

Bir gazeteci aynı zamanda gazetecilik yapıp yıllar önce iş insanına destek için toplantısına gitti diye soruşturma açan genel idareciler vardı.

O iş insanlarının yanında durup yöneticilere haber uçuranlar vardı bu memlekette.

Daha bunun gibi birçok örnek sayarım sizlere.

Dün onlarda yanınızdaydı aynı bugünküler gibi.

Yani diyeceğim o ki biz burada birbirimizle uğraşırken ben kazanacağım o kaybedecek diye atı alan Üsküdar’ı geçiyor.

Zaman onlar için iyi ilerlerken memleketimizin aleyhine oluyor.

Yine de siz bilirsiniz bizim görevimiz bilgilendirmek.

Bunu yaparken de bazılarınız bana kızıyor olabilir. Ama bazılarında size kızdığından haberiniz olsun.

Artık saha size sizin duymak istediklerinizi söylüyor. Söylemedikleri zaman onları aforoz ediyorsunuz.

Çünkü onları sizin maaşlı çalışanınız gibi görüyorsunuz. Gazetecilerden hiç konuşanı yada yazanı duyuyor musunuz?

Ne diyecekler sizce.

Şunu da yazmadan geçemeyeceğim kim kazanırsa kazansın o kadar çok taklacınız olacak ki siz bile şaşıracaksınız.

Bu yapı her alanda var.

Biz gazetecilerde, siyasetçilerde, odalarda, derneklerde de. Yani aklınıza gelebilecek her koltukta bunlar yaşanıyor. Tabi siz koltuk meraklısı değilsiniz elbette ama sistem bu ne yapalım.

Yıllar önce yine iki iş insanı oda seçimlerinde karşı karşıya gelmiş ve yaşananlar halen herkesin hafızasındadır. Zaman zaman dost meclislerinde konuşulur.

O zamanlarda da birçok isim mavi boncuk dağıttı. Bazıları seçim bitene kadar otellerde misafir edildi. Bazıları saf değiştirdi. Bunların hepsi güçle alakalı.

Sizler gücünüzü birleştirerek memleket için kullanın derim.

Bugün seçim nedeniyle yapılan çalışmalara baktığımda bunların dün neden yapılmadığını kendi kendime soruyorum.

Yarın neler yapılacağını da sorgularken oda seçimleri, siyasi seçimler, OSB seçimleri, ticari ilişkilere müdahalenin daha yoğun olacağını öngörüyorum.

Kalın Sağlıcakla…

PAYLAŞ