MATERYALİZM BATAĞINDAKİ ARTİN’İN BEYGİRLERİ

Maddecilik, özdekçilik veya materyalizm… Her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren, deneyi yapılıp kanıtlanmamış olan hiçbir metafiziksel kavramı kabul etmeyen felsefe kuramıdır. Bir diğer deyişle madde, var olan tek gerçektir bu akla göre. Maddecilik “fiziksel maddenin tek veya esas gerçeklik olduğu” yönündeki kuramdır.
İlginç bir gerçek var ortada. Hem maddeci olup hem “dindar” olan bir kesim var ki sayıları hiç de azımsanmayacak bir raddeye ulaşmış durumda. Şöyle izah edeyim; bir dindarın karşı gelmesi gereken maddecilik, ya da maddenin tek gerçek olduğu durumu, bizatihi o dindar tarafından yaşanmakta ama söz sırası geldiğinde maddecilik karşıtı dini “kanıtları” kullanmakta. Ne kadar saçma değil mi? Materyalizm deneyle ispat edilmemiş hiçbir şeyi kabul etmez. Dindar ise ispatı olmayan (deneysel-bilimsel) mitolojilere kayıtsız şartsız iman eder. Dindardan kastım tüm dinler için geçerlidir. Ya da burada dindar derken, tüm dindarları bu halkanın içine kattığım gibi bir sonuç çıkmasını istemem. Aslında oportünist ama dindar postu giymiş bir güruhtan söz ediyorum. Tarifimle birlikte zaten gözünüzün önüne gelmiştir bu tipler. Etrafımızda yığınla var, elinizi sallasanız bu çıkarcılara denk gelme olasılığı yüksek.
“Nereden çıkardın bunu” derseniz anlatmaya çalışayım. Öz kardeşini, öz evladını çıkarları için aldatan bir aile dramını dinledim. Aile tam bir dindar, şeriata uygun yaşamakla maruf kişilerden müteşekkil. Ailede, ölen annenin ardından mal paylaşımı söz konusu olduğunda, yeniden evlenen baba ve kardeşler bir araya gelip uzaktaki diğer kardeşi saf dışına itmeye çalışıyorlar. Türlü hile ve düzenbazlıkla, sahtekârlıkla yapılan bu maddeciliğin vücut bulmuş hâli değil midir bu? Maddeye tapmak değil mi bu? Parayı putlaştırmak, ya da Yaratıcıya gizliden gizliye şirk (ortak) koşmak değil mi? O kardeşin gücü yetmiyor diye elinden hakkını almak hiçbir ahlaki temele dayanmaz.
Maddeye tapmak, madde için riyakârlık (ikiyüzlülük) yapmak, “gelsin de nasıl gelirse gelsin” demek… Sevgili dostum şunu bilmelisin… Böyle bir yaşantının içinde dindarlık, namaz, hac, oruç vs. ibadet seni kurtaramaz. Artin’in beygiri gibi gözlerin kapalı, önünde bağlı olan samanın kokusu ile ona ulaşmak için akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar döner durursun. Yürüdükçe aynı yere geri gelirsin…
Maddecilik ya da materyalizm hakkında ağdalı laflarla doldurmak yerine hepimizin direkt olarak anlayabileceği dilden bir şeyler karalamaya çalıştım. Umarım bu yazı için “dindarlara hakaret etti” anlamı çıkarıp lafı başka yerinden anlayan çıkmaz.
Sevgiyle kalın…

PAYLAŞ