MANSUR VE MUZAFFER OLARAK YARINLARA İLERLEMENİN YEGÂNE YOLU: ÇAĞDAŞLIK

İnsanlık tarihi boyunca bütün toplumlarda bütün insanlar, yaşam boyu mutluluğu aramışlardır. Günümüzde de bu arayış sürmektedir. Mutluluk, insanın içinde bulunduğu doğal ve toplumsal ortamda; yaşamını sürdürdüğü koşullarda, ilgi, sevgi, güven, neşe, sevinç, umut gibi duygu durumlarını içeren, insana haz veren iyilik hâlleridir.

Bireysel ve toplumsal olarak mutlu olabilmek için, çağdaş yaşama uyum sağlamak gerekmektedir. Bilindiği gibi ülkemiz, yıllar boyu gelişmekte olan ülkeler arasında orta sıralarda hatta son zamanlarda alt sıralarda yer almaktadır. Çağdaş birey ve toplum olmak için, çocuğun, gencin yaşadığı, geliştiği ortak toplumsal kültürün çağdaş algıyı, bilgiyi, görgüyü, değeri özümlemesi gerekmektedir.

Çağdaşlık kavramı “Aydınlanma Çağında” John Locke’un (1634-1704) görüşlerinin ışığı altında ortaya çıkmış, gelişmiş ve yayılmıştır. Aydınlanma çağı insanı, insanın doğada, dünyada evrende, toplumda, değerini, durumunu, rolünü, yerini, saygınlığını önemsemiştir.

Başta, inanç, din olmak üzere gelenek, görenek, töre gibi birincil toplumsal kurumlarda aktarılan sınırlandırmaları, bağımlılıkları, baskıları, korkuları, art niyetleri, önyargıları, akıl yoluyla aşmayı önermiştir. Anlama ve kavrama gücüne akla üstünlük tanımıştır.

Semavi dinlerin sonuncusu olan, İslam dininin kutsal kitabı Kuran’da değişik surelerde yaklaşık elli iki ayette akıl, aklın değeri ve görevi yer almıştır.

Örnek olarak: Bakara suresi 2. ayet: aklını işleten bir topluluk için sayısız işaretler, izler vardır. İsra suresi, 36. Ayet: Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül bundan sorumlu tutulacaktır. İslam dininde akıl ile din arasında çelişme yoktur.

Aklı ve bilgiyi temel fikir olarak geliştiren Aydınlanma Çağı, insanların toplumların değişmesi, gelişmesi, ilerlemesi için bilgisizlikten ve yönetimlerin baskısından kurtulmasını ön koşul olarak belirtmiştir. Dünyada huzurlu, mutlu, doğru, güzel, iyi yaşamanın bilgisizlikten, boş inançlardan, körü körüne, bilmeden düşünüp taşınmadan bağlanılan fikirlerden arınmış akılla olabileceğini göstermiştir.

Bireysel ve toplumsal olarak, çağdaş kavramının özünü, düşünce ve fikir düzeyinde, “Aydınlanma”, ekonomik düzeyde, “Sanayi Devrimi” çağımızda bilgi ve iletişim oluşturmuştur.

Demokratik Cumhuriyet, “Aydınlanma” ve “Çağdaş” kavramlarını günlük yaşantıya aktaran, korunan, kollayan çağdaş yönetim biçimidir.

Çağdaş toplum amacına ulaşmak, çocuklara, gençlere aktarılan ortak toplumsal kültürün içerdiği bilgiye bağlıdır. Bilindiği gibi, çocuklar, gençler insanlığın, toplumun, ulusun geleceğidir. Yaşatan, değiştiren, geliştiren, ilerleten itici gücüdür. Aşırı duyarlılık, kolay değişen duygular, kimlik arayışı, ilgi, sevgi gereksinimi; özdeşleşme, özerklik, özgürlük, saygınlık, görev, sorumluluk, toplumsal durum, rol, yer, kendini gerçekleştirme gibi duygusal bilişsel kavramlar çocukluk ve gençlik çağının anahtar sözcükleridir.

Bu anahtar sözcüklerin doğru, güzel, iyi açılımı için, çocuğun, gencin, yaşadığı, geliştiği, başta aile olmak üzere ortak toplumsal kültür içinde, dil ve öğrenme öğretilerine, ‘Maslow’un Temel Gereksinimleri’ne; ‘Erikson’un Gelişim Basamakları’na, Goleman’ın Duygusal Zeka ilkelerine uygun bir açılım gereklidir. Bu açılım, birincil ve ikincil kurumlardan oluşan ortak toplumsal kültür içinde gerçekleşir. Aile bu kültürün ilk, temel önemli ögesidir vesselam…
Sevgiyle kalın…

PAYLAŞ