KÜTAHYA’NIN DEĞERLERİ (VIII) F İ R Â K Î

Ey Firâkî şehrimiz şahin yuvasıdır bizim

Onun için anadan doğanımız şahbaz olur 

HAYATI

Adı ve Mahlası

Germiyân ve Osmanlı coğrafyasının altıncı önemli merkezi Kütahya’da yetişen âlim-şairlerden biri olan Firâkî’nin adı Abdurrahman Çelebî‘dir.

Şiirlerinde “ayrılıkla ilgili, ayrılığa ait” anlamına gelen “Firâkî” mahlasını kullanmıştır. Germiyân sahasında yetişen şairler içerisinde adı kaynaklarda en çok zikredilen Firâkî’nin bu mahlası hangi sebeple kullandığı bilinmemektedir.

Doğum Yeri ve Tarihi

Firâkî Kütahya’da doğmuştur; ancak kaynaklarda doğum tarihi ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Kanûnî Sultan Süleyman’ın şehzâdesi Bâyezid’in Kütahya’da sancak beyliği yaptığı 1555-1558 yılları arasında Firâkî’nin de Kütahya’da bulunduğu ve vâizlik yaptığı bilindiğine göre şairin 16. yüzyılın başlarında doğduğu söylenebilir. 

Ailesi

Kaynaklar, Firâkî’nin babasının Zeyniyye tarikatına bağlı bir şeyh olduğunu, Acemzâde, Şeyh-zâde gibi unvanlarla bilindiğini yazmaktadır. Bu bilgilere dayanarak Firâkî’nin ailesinin Acem coğrafyasından Kütahya’ya gelerek yerleşmiş Zeyniyye tarikatına mensup bir aile olduğunu söylemek mümkündür.  

Evliya Çelebi, Firâkî’nin amcasının oğlu olduğunu ve İstanbul’a göç ettiklerinde evlerini Firâkî’ye bıraktıklarını söylemektedir. Her iki sanatçının da Çelebi olması bu görüşü kuvvetlendirmektedir.

Öğrenim Durumu ve Mesleği

Bütün kaynaklar, Firâkî’nin dinî ilimler tahsil ettiğini, medrese tahsilini Kütahya’da tamamladığını; hattâ, vaizlik yaptığı için Firâkî-i Vâiz diye anıldığını belirtir.

Tezkire yazarı Latifî onun muhaddisliğinden (hadis âlimi) ve müfessirliğinden (Kur’ânı Kerîm âyetlerini tefsir eden, açıklayan) söz ederek mutasavvıf bir aileden geldiğini söyler.

Âşık Çelebi ise “Kütâhiyye’de vâiz ve nâsıhdür” diyerek onun vâizlik yönünü öne çıkarır; hattâ va’azlarında sevmediği kişileri ve hasımlarını ağır sözlerle yerdiğini söyler.

Kaynaklar Firâkî’nin Bursa’da Şeyh Abdü’l-mü’min ismindeki bir şeyhin zâviyesinde sûfî olarak riyâzet çilesine girdiğini, bir süre sonra şeyhiyle anlaşamayarak oradan ayrıldığını; ancak tasavvuf yolunda önemli merhaleler kaydettiğini yazar.

Şehzâde Bâyezid’le Yakınlığı

Kanûnî Sultan Süleyman’ın şehzâdesi Bâyezid 1555-1558 yılları arasında Kütahya’da sancak beyliği yapmıştır. Firâkî hem vâizliği hem de şairliği ile Bâyezid’in gözüne girmeyi başarmış ve onun ihsanlarından bolca faydalanmıştır.

Âşık Çelebi’ye göre, şehzâde Bâyezîd M.1555 yılında Karaman sancağından Kütahya‟ya gelince Firâkî, şehzâdeye şu beyitleri sunmuştur:

‘Azm-i bostân eyleme gel şehr-i Kütâhiyyeye

Görmek isterseñ şehâ ger Bâyezîd Hân tahtını

Sen yüz aklugın vir Allâhum çevir sevdâ ile

Germiyâna geldi terk idüp Karaman tahtını

Tarihî kaynaklar, Firâkî ile Şehzâde Bâyezid’in yakınlığından, Bâyezid’in Firâkî’nin va’azlarını dinlemeye geldiğinden ve ona birçok kere câize verdiğinden, Bâyezid’in katledilmesi üzerine Firâkî’nin çok üzüldüğünden ve kıt’a şeklinde bir mersiye yazdığından bahsederler.   

Ölümü ve Mezarı

Firâkî’nin ölüm tarihi konusunda, kaynaklar 1580, 1582, 1585 gibi farklı bilgiler vermektedir. Birden fazla kaynakta ortak zikredilen 1580 tarihi ölüm tarihi olarak kabul edilebilir. Mezarının nerde olduğu konusunda ise kaynaklarda hiçbir bilgi bulunmamaktadır.

EDEBÎ ŞAHSİYETİ

Gazel, murabba, muhammes, matla gibi çeşitli nazım şekilleriyle şiirler kaleme alan Firâkî, Arapça ve Farsçanın etkisinde fazla kalmayıp sade Türkçe ile manzum ve mensur eserler vermiştir.

Şairliği hakkında kaynaklarda farklı bilgiler verilmektedir. Latîfî, pek çok telifinin bulunduğundan, güzel kasideleri, beyitleri ve mensur parçaları olduğundan bahsederek  manzumelerinden örnekler verir.

Hasan Çelebi, Firâkî’nin hatipliğinden ve güzel latifelerinden bahseder; fakat şairliğini beğenmez.

Âşık Çelebi ise, Firâkî’nin şiirin her kısmında ve nazımda mâhir, hoş latifeleri ve gazelleriyle iyi bir şair olduğunu, risâleleri, inşâ ve makaleleri bulunduğunu belirtir.

Firâkî’nin Pervane Bey mecmuasında üç, Mecma’u’n-Nezâ’ir’de ise iki gazeli bulunmaktadır.

Firâkî’nin şiirlerini tanzir eden şairlere bakıldığında dönemin önemli şairleri olduğu görülür. Bu da onun şiirdeki maharetini gösteren önemli bir delil niteliğindedir.

ESERLERİ Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde Firâkî’nin kırk üç eseri olduğunu belirtir;

PAYLAŞ