HAYATA VE İNSANLARA MANİFESTO VERME CÜRETİ

Bazen yazılarımda Sezen Aksu şarkılarından örnekler veririm. Bu defa da öyle olacak. Manifesto isimli şarkısına “Niye herkes bu kadar ciddi? Okunmamış kitaplar ama ciltli. Asık asık yüzlü insanlar, tâ yüreğine kadar kilitli…” diye başlar Minik Serçe.
Hayata ve insanlara manifesto verebilmek için iyi bir birikim, korkusuz bir yürek ve sevgi lazım. Sezen Aksu’da da saydığım bu özellikler var. O yüzden kendinde bunları söyleme cüreti buluyor.
“Ne gülümseme, ne günaydın, yok! E tabi üçüncü sayfada olay çok. Haberler hep son dakika, şok şok, şok! Yaşamak inadına, hemen şimdi” diye devam ediyor şarkının sözleri. Bir gazeteci olarak bunu en iyi yaşayanlardan biriyim.
Ne araştırma haberler, ne belgesel tadında söyleşiler, ne kültür-sanat haberleri… Neler yapıyoruz neler. Beni takip edenler yaptığımız haberleri mutlaka okuyordur. Saydığım haberlere ilgi, yok denecek kadar az. Ama bir de cinayet, kaza, yangın, siyasi kulis dedikodusu vb. haberler yaptığımızda okunma rekorları her seferinde yeniden tazeleniyor.
Biz neden böyle olduk kuzum? İçgüdüsel bir yolculuk değil bu eminim! Bu durum bence şöyle açıklanabilir; canını ten eyleyen insanların sayısı hızla arttı. Pir Sultan Abdal bir şiirinde; “Bir hâlden bilmez cahile, kul eyledi zaman bizi…” mısraları hâlden anlamayanların her dönem var olduğunu ancak zaman içinde şekil değiştirdiğini anlatır bize.
İnsanlar sevgi gibi yüce bir duyguyu şehvetle, aşk gibi kutsal bir hazineyi materyal ile karıştırmaya başladı. Hâl de böyle olunca ortaya birçok acayip insancıklar çıktı. Söylemleri farklı, eylemleri farklı milyonlarca insan müsveddesi…
Sezen Aksu şarkısında şu sözlerle olayı özetliyor: “Yaşıyoruz desinler diye, bizi çok sevsinler diye…” Amaç bu mu olmalıydı? Salak mıyız biz ki boş-beleş bir dünyanın kölesi haline geliyoruz? Sanırım öyle…
Gözyaşını dahi silmeyen, sana yoldaş olmayan, hayatını sevgisizliğe doğru sürükleyen dünyaya köle olmak yerine, yapılabilecek o kadar çok şey var ki yazılara sığmaz. Mesela bir kediyi sevin, kanaryanız olsun ya da. Uçurtma yapın, misket oynayın. Çocuk gibi düşünün ve olgun bir insan gibi sevin. Şehvet ve sevgiyi katiyen bir alanda barındırmayın. Hayata manifesto verebilecek bir birikime sahip değilim ama okuduğum, dinlediğim ve gördüğüm önemli rol modellerimden esinlenerek size bu tavsiyelerimi aktarıyorum.
Sevin be kardeşim! Korkmayın sevmekten. Sevgi saten içinizde gizli bir hazine, onu sevgisizlikle daha da derinlere gömmeyin. Hoş, siz ne kadar gömseniz de onu yok edemezsiniz. Bir gün gelir, hiç beklemediğiniz anda 12’den vurur sizi…
Sevgiyle kalın…

PAYLAŞ