Eğitim dönemi başlarken kırtasiye alışverişleri, okul formaları ve servis kayıtları gibi pek çok telaş yaşanır. Birçık anne_baba ; çocuklarının çantasına en iyi kalemleri, en besleyici atıştırmalıkları koymak için yarışırken, genellikle gözden kaçırdıkları ancak çocuklarının hayatını doğrudan etkileyen çok daha kritik bir eksik vardır: “Aşı takvimindeki boşluklar.”
Okullar sadece bilginin değil, aynı zamanda virüslerin ve bakterilerin de en hızlı yayıldığı, sosyal temasın zirvede olduğu kapalı alanlardır. Bu noktada aşı, bir çocuğun okul forması kadar elzem, kaleminden çok daha koruyucu bir “görünmez zırhtır”.
SINIFLAR: ENFEKSİYONLAR İÇİN KUSURSUZ ORTAMLAR ;
Onlarca çocuğun saatlerce aynı havayı soluduğu, aynı sırayı paylaştığı ve teneffüslerde yakın temas oyunları oynadığı bir ortamda, hastalıkların yayılmaması düşünülenez . Grip ve soğuk algınlığı gibi mevsimsel hastalıklar bir dereceye kadar tolere edilebilir; ancak kızamık, kabakulak, boğmaca veya çocuk felci gibi önlenebilir hastalıklara karşı savunmasız kalmak, modern çağda kabul edilebilir bir risk değildir. Aşı, işte bu kalabalık ve kapalı ortamlarda çocuğun bağışıklık sistemine önceden verilmiş bir “güçlü bir kalkandan ” başka bir şey değildir.
“BENİM ÇOCUĞUM, SENİN ÇOCUĞUN” MESELESİ DEĞİL: TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK …
Aşı tartışmalarında sıklıkla düşülen en büyük yanılgı, bunun tamamen bireysel bir tercih olduğunun zannedilmesidir. Oysa epidemiyoloji bilimi çok net bir gerçekten bahseder: “Toplumsal Bağışıklık (Sürü Bağışıklığı).”
Bir sınıfta lösemi tedavisi gören, bağışıklık sistemi baskılanmış veya alerjisi nedeniyle tıbbi olarak aşı olamayan bir çocuk bulunabilir. Bu çocukların hayatta kalması ve güvenle okula devam edebilmesi, sınıftaki diğer çocukların aşılanmış olmasına bağlıdır. Yani aşılanmış her çocuk, sadece kendini değil, sırasını paylaştığı savunmasız arkadaşını da koruyan canlı bir kalkandır. Aşıyı reddetmek, sadece kendi çocuğunu riske atmak değil, başkasının çocuğunun yaşam hakkını tehlikeye sokmaktır.
İNTERNET PALAVRALARINA KARŞI BİLİMİN GERÇEKLERİ ;
Son yıllarda kaynağı belirsiz sosyal medya gönderileri ve bilimsel dayanaktan yoksun iddialar nedeniyle artan “aşı tereddüdü”, halk sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Gerçek ve bilimden uzak , kesinlikle aldatmaca bu dedikodulara inanmamak , itibar etmemelidir Gerçek şudur ki ;
* Aşılar, tıp tarihindeki en güvenilir ve en sıkı denetlenen biyolojik ürünlerdir.
* Kızamık, çocuk felci , çiçek gibi geçmişte milyonlarca çocuğu öldüren veya sakat bırakan hastalıklar, sadece aşılar sayesinde tarihe karışma noktasına gelmiştir.
* Aşıların otizme yol açtığına dair iddialar, defalarca kez devasa bilimsel çalışmalarla çürütülmüş, bu yalanı ortaya atan doktorun meslekten men edildiği belgelenmiştir.
“KARNE NOTUNDAN ÖNCE AŞI KARTI “
Bir çocuğun matematikten veya hayattan alacağı notların bir anlam ifade etmesi için, her şeyden önce sağlıklı bir bedene sahip olması gerekir. Okul yönetimleri ve veliler arasındaki işbirliği sadece akademik başarı üzerine değil, sağlık üzerine de kurulmalıdır.
Eğitim öğretim hayatının kesintiye uğramaması, sınıfların karantinaya alınmaması ve en önemlisi çocuklarımızın hastane odaları yerine okul bahçelerinde koşabilmesi için ebeveynlere düşen en büyük görev bellidir: “Bilime güvenmek ve aşı takvimini eksiksiz uygulamak.” Çünkü hiçbir hastalık, cehaletin ve ihmalin açtığı yara kadar kalıcı değildir.
Sağlıklı günler dilerim.
Dr.Ayşegül Aziret