Ülkemizi derinden sarsan merkez üssü Kahramanmaraş olan iki depremin ardından oy devşirmek adına yaşananları Kütahyalım not edecektir elbette, ancak bizde gördüklerimizi yazmasak olmazdı.
Depremin hemen ardından, canımdan kanımdan olan ve Maraş’ta yaşayan kardeşimi, yeğenlerimi almaya gittim. Devlet görevinin başındaydı ama enkaz büyüktü, yetmedi, yetemedi!..
Kardeşimi Kütahya’ma bırakır bırakmaz kurduğumuz gönüllü tesisat ve elektrik ustalarıyla Hatay’a yola çıktık.
Manzara aynı!.. Koca şehir yok olmuş, ancak devlet gene görevinin başındaydı.
Hem de yakından tanıdığımız, geldiği günden bu yana Kütahya’nın kalbine dokunan Vali Ali Çelik’in koordinesinde Hatay’ın da kalbine dokunmaya çalışıyordu…
Manyak bu adam dediğim ve belki de hiç bir zaman sevmeyeceğim adam, depremzedelere yardım için teşkilatıyla, ekibiyle, deprem bölgesinde milleti için çalışıyor, Türkiye’nin her bölgesinden, her iş kolundan insanlar faydalı olmaya çalışırken, oturduğu makam koktuklarını soğutmadan, kadirşinas milletimizin yardımlarıyla depremzedeler üzerinden siyaset yapanlarda yok değildi!…
Kütahya’ma Hisar’ın üstünden bakmaya alışık olanlar, ülkeme de tepeden bakmaya başlamış…
Sizin siyasetiniz batsın!..
Devletin imkanlarını, araçlarını kullanarak sözde topladığınızı öne sürdüğünüz yardım şovunuzu bu millet unutmayacak!…
Cebindeki üç kuruşu devletine milletine bağışlayanları görüp te hiç mi utanmadınız…
Allah’tan korkmadığınızı biliyoruz da kullarından damı utanmadınız!..
Fay hattı çatlağıyla oluşan depremden zarar gören 10 ilimizi, bir olur, tek yürek olur canlandırırız. Binalarımızı sağlam yapar korunuruz da, ar damarı çatlayan ve ülkemize depremden daha çok zarar veren sizlerden bu milleti nasıl koruruz!…
Ne Allah’ın adıyla kandıranlarınız, nede Gazi Mustafa Kemal’in adıyla kandıranlarınız bitmedi… Ceplerinizi doldurduk, çuvallarınızı getirdiniz!…
Hepiniz şovmen, çoğunuz sahtekarsınız!…