Bir yazar için en büyük zorluklardan biri, gerçekçi ve çekici karakterler yaratıp bununla ilgilisine mesaj vermektir. İyi bir kurgusal karakter, okuyucunun yirmi, elli ve hatta iki yüz sayfada kendisine ne olacağını bilmek istemesini sağlar.
Genellikle, gerçekçi bir karakter sadece ilginç ve benzersiz değil, okuyucu onu tanımlar ve değerlendirir. Bu dengeyi sağlamak zordur, ancak kurgu yazarları okuyucuların gerçekçi ve inanılır bulduğu karakterleri icat etmek için çeşitli teknikler bulmuşlardır. Size bu tekniklerden bahsetmek yerine, sizi Deli Abuzer’i tanıtmak isterim.
Deli Abuzer, Kütahyalıdır. Annesi, babası velhasıl yedi sülalesi burada doğup büyümüştür. Aslında deli falan değildir ama hemşerileri onun farklı kişiliğinden dolayı ona “Deli” adını takmıştır. Zaten hep böyle olmamış mıdır? Albert Einstein'ın "Deli" olduğunu ve insanları aldattığını düşünen bir kitle vardı. Hatta Nikola Tesla bile bunlardan biridir.
Deli Abuzer’in düşünce hayatından söz etmek istiyorum size.
Deli Abuzer, yaptığı bir şey yüzünden başkasına kolayca kızmak yerine duygularını kontrol altında tutar. Yaptığı her eylemden kendinin sorumlu olacağını bilir. Mutluluğu ve seçimleri nedeniyle önüne çıkan şeyleri kabullenir. Bizim Abuzer’in bir başka özelliği de, sahip olmadıklarından şikâyet etmek yerine, sahip olduğu şeyler için minnettar olmayı bilmesidir. Hiçbir zaman sahip olduklarını hafife almaz, onlarla mutlu olur çünkü herkesin o kadar şanslı olmadığını anlar.
Deli Abuzer’in en büyük özelliklerinden biri de merhamete sahip olmasıdır. Zaten olgun olmanın bir parçası budur. Her zaman kendi ilgi alanına öncelik vermez, başka insanları düşünür. Başkaları için fedakârlık, onun kendi arzularının peşinden gitmekten önce gelir. Diğer insanlar başarılı olduğunda, onları kıskanmak yerine kutlamak, yaşam felsefesinin ilklerindendir.
Size bu Deli Abuzer’i neden tanıttım? Gelecek yazılarımın bazılarında Deli Abuzer’in başından geçen ilginç olayları aktaracağım. Şimdiden tanıyın ki “kim bu Deli Abuzer” demeyin. Artık bu tip insanlardan çok fazla kalmadı. Toplumda onları bulmak gerçekten çok ama çok zor. Bir zamanlar Sinop’ta fıçı içinde yaşayan ve gündüz elinde fenerle dolaşıp insan aradığını söyleyen ünlü filozof Diyojen gibi dolaşmalısınız.
Sevgiyle kalın…