“SAĞLIK POLİTİKALARI DESTEKLENMELİ” 04-09-2019 10:05:34

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İnci Arıkan'ın 3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası ile ilgili yazılı açıklamada bulundu.

3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası münasebetiyle açıklamada bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İnci Arıkan, sağlık politikalarının desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

“3-9 EYLÜL SAĞLIK HAFTAMIZ KUTLU OLSUN”

Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İnci Arıkan yaptığı açıklamasında; “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlık “Sadece hastalık ya da sakatlığın yokluğu değil, bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyi oluş durumu” olarak tanımlanmaktadır. İyi oluş durumu kişinin sosyoekonomik statüsü, sağlık hizmetine erişimi, fiziksel, biyolojik, sosyal çevre ve genetik yapısı gibi çoklu faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerin kontrol altında tutulması ya da düzeltilmesi için halk sağlığı hizmetlerinin devamlılığı önemlidir. Ülkemizde koruyucu sağlık hizmetleri ve halk sağlığı alanında yürütülen çalışmaların önemini vurgulamak ve hatırlatmak amacıyla 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası olarak belirlenmiştir. Bu hafta kapsamında halk sağlığı anlayışı ve disiplininden bahsetmek yerinde olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Arıkan; Halk sağlığı; kişiyi çevresi ile bir bütün olarak ele alan, hizmetin herkese götürülmesini benimseyen; kapsamı koruma, tedavi ve rehabilitasyon olan, kaynakları en çok görülen, en çok öldüren, en çok ekonomik kayba sebep olan sorunlara yönelik kullandıran ve hizmeti bir ekip işi olarak gören bir anlayıştır” ifadelerine yer verdiği açıklamasında şunlara dikkat çekti:

“Aynı zamanda halk sağlığı, hizmet sunumunda ve planlamasında, sektörler arası işbirliğinin bilincinde olan, toplumdaki sağlık olaylarının, demografik değişim, sosyodemografik, vital istatistikler, hastalık ve ölüm hızları gibi göstergelerin sürekli izlendiği, ölçüldüğü ve buna göre sağlık hizmetlerinin planlandığı, sağlığı geliştiren ve güçlendiren uygulamalara yön veren bir görüş, anlayış ve yaklaşımdır. Bu açıdan halk sağlığı uygulamaları, etkisi uzun vadelerde ortaya çıkan, sabır gerektiren, uzun soluklu çalışmaları içerir diyebiliriz. Koruyucu sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde uygulanması ile hem topumda hem de sağlık sisteminde maddi ve manevi kazançlar elde edilmiş olacaktır. Toplumdaki sağlık sorunları gerçekleşmeden önlendiği için sağlık hizmeti, ilaç ve hastanede tedavi görmenin getirdiği maliyetler, bireylerin iş günü kaybı, verimlilikte azalma, yaşam kalitesi kaybı gibi nedenlerle oluşan manevi kayıplar azalacaktır.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek, yaşam tarzını düzenlemek, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen programlar doğrultusunda bebeklik ve ilerleyen yaşlarda bazı hastalıkların erken teşhisi için tarama testlerini yaptırmak, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede özellikle aşılama hizmetlerine katılımı sağlamak, su ve besin sanitasyon çalışmalarını sürdürmek, koruyucu sağlık hizmetleri açısından önemli uygulamalardır. Tüm bu uygulamalarda başarının sağlanabilmesi için sağlık personeli ve toplum eğitimlerinin devamlılığı yanında yerel idareciler ve sağlık politikaları ile desteklemesi esastır.
Özellikle birinci basamak olarak nitelendirdiğimiz sağlık hizmetleri kişiye hem sağlıklı iken hem hasta iken sunulmaya devam edilmelidir. Aile hekimi ve personelinin bölgesini iyi tanıması ile sadece hastaneye ulaşanları değil tüm toplumu kapsayacak hizmetlerin verilmesi birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu açısından önemlidir. Ayrıca göçmenler, yaşlılar, engelli kişiler gibi riskli gruplara hizmet sunumunda öncelik verilmelidir. Bunun yanında Sağlık Bakanlığı bünyesinde illerde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezlerinde koruyucu sağlık hizmetleri, erken tanı için tarama, bilgi ve danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak verilmektedir.

DSÖ’nün 2020 Sağlık Hedefleri kapsamında sağlığın bireysel belirleyicilerinin geliştirilmesi için toplumdaki her bireye kendi sağlığına yönelik sorumluluk alabileceği bilgi ve sosyal desteğin sunulması gerektiği bildirilmektedir. Bunun için toplum farkındalığının ve sağlık okuryazarlığının artırılması, bireylerin kendi sağlığını koruma ve geliştirme konusunda sorumluluk sahibi olmalarını, uygun sağlık hizmetlerine ulaşmalarını ve doğru tedavi yönlendirmelerini anlamalarını, uygulamalarını en önemlisi de sağlıklı yaşam tarzını benimsemelerini sağlayacaktır.”