MEDYA’YA ‘ŞİDDET’ SEMİNERİ 23-11-2018 15:24:23

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Kütahya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından basın mensuplarına ‘Medyada şiddet’ semineri düzenlendi.

Seminere katılan basın mensuplarına toplumsal ciddiyete duyarlı habercilik eğitimi verildi. Toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyetin hayata etkileri, flört şiddeti, şiddetle mücadele mekanizmaları ve şiddet konularının haberleştirme noktasındaki önemli faktörler anlatıldı. 

ÖMER TURAN: “KADINA ŞİDDET ÇOK HASSAS VE ÖNEMLİ BİR KONU”

Kütahya Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Ömer Turan, il müdürlüğü hizmet binasında gerçekleşen seminerde yaptığı konuşmada “Kadına şiddet çok hassas ve önemli bir konu. Bizim inancımızda, kültürümüzde hiçbir şiddete yer yok. Ama değişen dünyada, değişen toplum dinamiklerinde kaçamadığımız bir konu. Bu anlamda hem günün önemini anlatmak, bu mücadelenin sadece bir günlük olmadığını belirtme anlamında programımıza başladık. Basın çalışanlarımıza böyle bir konunun anlatılması çok önemli. Temennimiz hiçbir şiddetin olmadığı, dostluğun, iyiliğin, güzelliğin hâkim olduğu bir dünya, bir nesil, kültürdür. İnşallah yapılacak olan eğitimlerin, sunumların katkı vereceği kanaatindeyiz.” İfadelerini kullandı.

ORBAY: “DÜNYADAKİ ÖZEL MÜLKİYETİN  SADECE YÜZDE 1’İ  KADINLARA AİT”

Kütahya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürlüğünde görevli sosyal çalışmacı İsmail Orbay da amaçlarının, şiddetin oluşmadan önce yapılması gerekenleri toplumun her kesimine anlatmak ve bu konuda bilinçli bireylerin oluşmasına katkı sağlamak olduğunu ifade ederek, “Dünyada 1,3 milyar insan yoksulluk sınırının altında yaşamakta. Yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların kadın ve kız çocuklarının oranı yüzde 70’tir. Dünyadaki özel mülkiyetin ise yüzde 1’i kadınlara ait. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine değinmemiz gerekiyor. Bizler ayrımcılık içerisindeyiz, doğduğumuz andan itibaren kız ve erkek bebek olarak ayrılıyoruz. Mavi ve pembe olarak ayrılıyor. Bu şekilde iki farklı bir kategorinin olması ileride farklı sonuçlar doğurabiliyor. Fırsat eşitsizliği ve ayrımcılığa yol açıyor. Aileyi, bireyi ve toplumu olumsuz bir şekilde etkiliyor. Eğitimde de fırsat eşitsizliği var. Kız çocuklarının eğitime katılım oranları oldukça düşük. Uzun yıllar ‘Haydi kızlar Okula’ diye kampanya başlatıldı. Uluslararası ve Ulusal Mevzuatımıza baktığımızda eşitlik ile düzenlemeler yapıldı. Türk Ceza Kanununa baktığımızda da düzenlemeler vardır.

ÇAĞDAŞ CEYHAN:  ‘KISKANÇLIK MI?  ŞİDDET Mİ?’

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Çağdaş Ceyhan ise ‘Kıskançlık mı Şiddet mi?’ konulu bir sunum gerçekleştirdi. Ceyhan, medyada yer alan haberlerde kadın cinayetlerinin veriliş tarzında ‘cinnet geçiren erkek, kıskançlık geçiren erkek, başka bir erkekle ilişkisi olduğu için’ gibi öne sürülen bahaneler olduğunu ve şiddetin meşrulaştırıldığını belirterek şunları kaydetti: “Erkeğin şiddeti her zaman bir nedene dayanıyor ve meşrulaştırıcı bir hal almaya başlıyor. Bu genelde cinayeti işleyen ya da kadına şiddet uygulan erkeğin ifadelerinin sonucunda temellendirilmiş bir problem olduğunu görüyoruz. Kıskançlık, cinayet, namus, gururuma yediremedim gibi cinayetler önemli bir vurgu. Çünkü bunlar cinayeti meşrulaştıran, cinayetin olabilmesine sebep hazırlayan kültürel bir alt yapıyı oluşturuyor.  Kadın cinayetlerinin haritası var ve kadın cinayetlerinin olmadığı bir coğrafya neredeyse yok.”

“ŞİDDET SADECE  FİZİKSEL OLARAK  OLMUYOR”

Şiddetin türlerinin de çok fazla olduğunu ifade eden Ceyhan, “fiziksel şiddet en önemli şiddetlerden bir tanesi. Ama şiddet sadece fiziksel olarak olmuyor. Cinsel şiddet var, psikolojik şiddet var, sanal şiddeti var, ekonomik şiddet var. Türkiye’de kadına şiddet vakaları geçen 10 yıl içerisinde çok artmış durumda. Sadece 2017 yılında öldürülen kadın sayısı 409. Günde birden fazla kadının öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Özellikle haber dilinde kadınların hayatları ile karar alabilme aşamalarına destek olmak durumundayız. Kadına şiddetin kıskançlık için değil, karar alma için yola çıktığının farkında olmamız lazım. Kadın kimsenin kadını değildir, erkekte kimsenin erkeği değildir. Eşit bir şekilde birbirini seven insanlar var. bu eşitliği göz artı ettiğimiz her durumda şiddetin olmasına davetiye çıkarıyoruz.”

“ÜLKEMİZDE 10 KADINDAN SADECE 1’İ MARUZ KALDIĞI ŞİDDET SONUCU YETKİLİLERE BAŞVURUYOR”

Türkiye’de 10 kadından üçü 18 yaşını doldurmadan evleniyor. Daha birey olamadan, yetişkin olamadan evin otoritesinden çıkıyor başka bir otoriteye teslim ediliyor. Şiddete karşı kültürel , psikolojik ve eğitim desteği almadığı için şiddete karşı savunmasız olmasına yol açıyor. Eğitim görmeyen bir kadın kendi hayatını nasıl kuracak? 18 yaşından önce evlendirilen kız çocuklarının yüzde 48’i şiddet görüyor. Bu çok korkunç bir rakam ve ülkemizde 10 kadından sadece 1’i maruz kaldığı şiddet sonucu yetkililere başvuruyor.”