"KÜTAHYA’NIN MARKA ŞEHİR OLDUĞU ORTADA" 21-11-2018 08:46:34

DPÜ Rektörü Prof .Dr. Remzi Gören, Kütahya’nın henüz keşfedilmemiş marka bir şehir olduğunu ifade etti.

DPÜ Rektörü Prof. Dr. Remzi Gören; “Kütahya, doğal güzellikleri henüz keşfedilememiş, bakir, diğer şehirlerin marka olmuş güzellikleriyle kıyaslanabilir muhteşem bir şehirdir. Gediz ilçemizdeki Murat Dağı’nın Uludağ’dan, Simav ilçemizdeki Gölcük Yaylasının Abant’tan, Eski Gediz’in Beypazarı’ndan, her mevsim ayrı güzelliğe sahip Domaniç’in Karadeniz ormanlarından hiçbir farkı yoktur. Tavşanlı ilçemizdeki Göbel, Hisarcık ilçemizdeki Esire, Simav ilçemizdeki Eynal, şehir merkezindeki Yoncalı ve Ilıca hiçbir yerde olmayan kaplıca merkezleridir. Tüm bu güzelliklere Şehir merkezindeki Çamlıca’yı, Radar’ı, Kirazlı Yaylayı, Porsuk’u eklediğimizde, Kütahya’nın doğal güzellikleri bakımından bir marka şehir olduğu ortadadır” dedi.

"KÜTAHYA SADECE TARİHİN YAZILDIĞI DEĞİL, AYNI ZAMANDA TARİH YAZAN BİR ŞEHİRDİR"

“Kütahya, muhteşem bir tarihi geçmişe sahiptir, tarih ve medeniyetlerin yazıldığı yerdir. Bunu üniversitemiz tarafından yürütülen Seyitömer Höyüğü kazıları ile Çavdarhisar ilçemizde yürütülen kazı buluntularında görmek mümkündür. Üniversite müzemizde sergilenen Seyitömer Höyük buluntuları, bu coğrafyada yaşayan insanların dokumacılık, çömlekçilik, maden işleme, tarım gibi medeniyetler yaşadıklarını, binlerce yıllık kültürü ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, Aizanoi veya Zeus Tapınağı ile meşhur olmuş Çavdarhisar bir başka tarihi misafir etmektedir. Antik kentler kuşağının bir halkasını oluşturan Kütahya, Çavdarhisar ile İkinci Efes, mağaraların, kaya mezarların, sunakların, şapel ve kiliselerin yer aldığı ve henüz el sürülmemiş güzellikleriyle 3000 yıllık tarih olan Frig Vadisi ile Anadolu’nun İkinci Kapadokya’sı olmaya adaydır” diyen Rektör Gören şunları ifade etti: Kütahya sadece tarihin yazıldığı bir yer değil, aynı zamanda tarih yazan bir şehirdir. Germiyanoğlu Beyliği, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı tarihinin kesişim noktası olması, Kütahya’nın bir başka tarihi zenginliğini ortaya koymaktadır. Kütahya, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi’nin Ninesi Hayme Ana’nın kabrinin Domaniç’te olması nedeniyle kuruluşa, Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanıldığı topraklar olan Dumlupınar’a ev sahipliği yapması nedeniyle kurtuluşa mekân olmuş bir şehirdir. Sahip olunan kültürel değerler, Kütahya için ayrı bir sayfadır. Şehrin kültürle yoğrulmuş kentsel dokusu olan Kossuth evi, Defterdar Konağı, Hacı İsmail Efendi evi, Bandımzade Evi, Germiyan Konağı gibi kentin çekirdek mahallelerinde yaşayan eski Kütahya evleri şehrin çok ciddi marka değerlerini yansıtmaktadır. Kütahya’ya özgü yemek ve içecekler olan Sıkıcık, Cimcik, Dolamber Böreği, Gökçümen Hamursuzu, Tosunum, Kızılcık Tarhanası, Tekke Çorbası, Küp-eti, Şipit, Soğan dolması, Doldurma Kabak Tatlısı, Sütlü İncir Tatlısı, Kötdür sucuğu, Namaz Lokması, Gelincik şerbeti ve Doğu şerbeti kültürün bugüne yansıyan ağız tatlarıdır. Doğu Yatağı ve Sünnet yatağı kültürü sadece Kütahya’da yaşatılmaktadır. Ayrıca düğünlerde Kütahya kadın kıyafet kültürü halen yaşatılmakta, Zeybek, her ne kadar ege yöresine ait bir kültür olsa da, aslına uygun Kütahya’da yaşatılmakta ve markalaştırılmaktadır. Ayrıca Kütahya’nın kültürel farkını oluşturmaktadır. Ramazan neşesi çocukların Küpeciğini hiçbir yerde göremez, tescilli muhabbetler olan Gezek kültürü çok az şehirde görebilirsiniz. Kütahya sanat ve sanatçı şehridir. Hisarlı Ahmet ile müzikte, Şeyhi ile şiirde, Ahmet Yakupoğlu ile resimde sanatın zirvesinde yer alan bir şehirdir; sanat şehri olduğunu tüm dünyaya ilan etmiş, tescilli bir şehirdir. Başta Çini olmak üzere, sanat eserlerindeki zenginlik ve bu zenginliğin devamlılığındaki başarısı ile UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağını hak etmiş bir şehirdir. Kütahya Çini’nin yanı sıra gümüş işlemeciliği, halı ve kilim dokumacılığı, nakış, iğne oyacılığı, resim, hat, ebru, tezhip gibi el sanatlarını yeniden değerlendirme ve bu alanda marka şehir olma fırsatı yakalamış bir şehirdir.”