DP LİDERİ UYSAL’DAN KÜTAHYA ZİYARETİ 17-10-2018 08:34:43

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı ve Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal, Demokrat Parti Kütahya İl Başkanlığı tarafından Gül Palas Otelde düzenlenen kahvaltı programına katıldı. Kütahya il ve ilçe teşkilatlarının katıldığı programda konuşan Gültekin Uysal, demokrasi, haklar ve özgürlükler gibi kavramların içinin boşaltıldığını söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, kurumların altüst olduğunu, sistematik biçimde devlet mekanizmasının çöktüğünü ve paralel örgütlemelerin yapıldığı söylediği konuşmasında şunları söyledi: “Bir zoraki dayatmayı bir zoraki tercihi kaçınılmaz bir kader olmaktan çıkartmak mecburiyetindeyiz. Bugün hepimizin ödediği bedel işte kurumların altüst olduğu, sistematik bir biçimde devlet mekanizmasının çöktüğü, paralel bir tane değil bir kaçtan örgütlenmelerin yapılmaya çalışıldığı, vatandaşı muhatabını bulamadığı, bir tarafta atama demokrasisi diyebileceğimiz anlayış içerisinde dillerinden dökülenlerle amel etmeyen ama sureti haktan görünerek demokrasi, haklar ve özgürlükler gibi kavramların içini boşaltarak insanımızın zihni bulandırıldı hala bulandırılmaya çalışılıyor. 1 Ekim itibariyle Meclis açıldı. Açılış konuşmasını yaparken Büyük Millet Meclisinin en birinci vazifesinin yasama ve yürütme olduğunu ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında yarınları birlikte inşa edeceğimizi, birlikte bu ülke için çalışmamız gerektiğini milletin en meşru kürsüsünden Büyük Millet Meclisi kürsüsünden ifade etti. Peki hal böyle mi? Maalesef hal böyle değil. Çok suretle Büyük Millet Meclisinin İç tüzük çalışması nedeniyle yapılan müzakerelerde de gördüğümüz gibi kuvvetlerin uyumu diye seçim döneminde propaganda yapanlar bugün aklımızla dalga geçercesine kuvvetler ayrılığının ne hale geldiğini insanımızın bilmediğini, sert kuvvetler ayrılığı güya devreye sokulmuş. Bir kişi savcılar hakimler kurulunu atayacak, Yargıtay, Danıştay üyelerini atayacak, kurduğu mekanizmayla beraber bugün yargıyı yürütmenin bir şubesi haline getirecek, topyekün devleti bir parti devleti haline dönüştürecek, kontrol ettiği parti mekanizmasıyla bütün milletvekillerini o bir kişi tayin edecek, sonra sadece ve sadece bakanların Büyük Millet Meclisi içinden seçilmiyor olması dolayısıyla Türkiye’de sert kuvvetler ayrılığı prensibini işlediğini, yasamanın Türkiye Büyük Millet Meclisinin müstakil olduğunu iddia edeceğiz. Türkiye’de açık yüreklilikle ifade ediyorum; kravatlı bir soygun olarak ifade edebileceğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en kıymetli varlıklarından birisi olan Türk Telekom’un nasıl özelleştirildiğini biliyoruz. Akabinde nasıl soyulduğunu da biliyoruz. Hazinenin altın hisseye sahip olmasına rağmen özelleştirme adı altında bir yabancı şirkete devredildi. En nihayetinde varlıklarının içi boşaltıldı. Borçlarıyla beraber kredi veren üç tane banka hisselerini devralmak zorunda kaldı. İYİ Parti, TBMM’de gündeme getirdiği bir komisyon kurulması, onunla milletimizin zihninde oluşan soruların cevap bulması adına bir önerge getirdi, maalesef yedeğine aldığı Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteğiyle bu gerçeklerin ortaya çıkmaması adına Büyük Millet Meclisi’nin ifade edildiği gibi denetim vazifesini yapmasını hedefliyoruz diye dillerinden dökülürken bunun önünü kapatmak adına bu önerge ret edildi. İnşallah önümüzdeki günlerde parti olarak Mecliste araştırılmasa da bir raporla beraber insanlarımızla, milletimizle paylaşacağız. Tekrar ifade ediyorum. Türkiye’nin bugün bütün kaynakları deyim yerindeyse yağmalanıyor. Kayıt dışı siyaset, kayıt dışı ekonomi modeliyle ve bu hakkı gasb edilmiş Büyük Millet Meclisinin bütçe üzerinden yapacağı denetlemeyi, yaptırım gücünü zaten sıfırlamışsınız. Şimdi Büyük Millet Meclisini de AKP sözcülerinin ifade ettiği gibi yakın zamanda tekrar bir iç tüzük getirerek adeta bir fabrikasyon üretim, hiçbir tartışmaya, müzakereye meydan vermeden ahbap çavuş ilişkisi içerisinde bu düzen sürüp gitsin isteniyor. Peki bu düzen sürüp gidecekte Türkiye’nin meseleleri nerelerde çözülecek? Hangi demokratik kanallarda çözülecek? İşlemeyen hukuk sistemi içerisinde nerede milletimiz hakkını, hukukunu koruyacak? Meselenin sorumluluları, zaman zaman çıkıp millet önünde sureti haktan görülerek bu ülkede adalet işlemediği gibi bir takım sözleri sarf eder hale geliyor. Peki buradan sormak isteriz, bunun sorumlusu kim?

“TÜRKİYE KADEME KADEME SİSTEMATİK BİR BİÇİMDE YIKIMLA KARŞI KARŞIYA”

Türkiye bugün çiftsi, esnafı, memuru, emeklisi, işçisi neredeyse yüzde elliler mertebesinde fakirleşti. Sizin bu sorumsuz sözleriniz yüzünden Türk sanayisi bir kur riski içerisine düştü. Üretim yapmaktan imtina eder hale geldi. Uyguladığınız siyasetle bir ülke olur mu ki kendi vatandaşını çalışmamaya teşvik etsin. Bırakınız yüksek katma değerli ürünleri Türkiye sadece 2017 yılında bir milyar 186 milyon dolarlık canlı hayvan ithal etti. Ülkenin münbit arazilerini bırakalım karasal ikliminde olan arazilerde bile buğday yetişir, bugün buğdayı, tarıma dayalı sanayimizin en temel girdisi yağlı tohumlardan ayçiçeğinden pamuğa Türkiye bugün net ithalatçı bir ülkedir. Sözlerimin arasında ifade ettim, Türkiye kademe kademe sistematik bir biçimde yıkımla karşı karşıya bugün. Üretim yapamaz halde. Saltanat süreceğiz diyerek milletin kaynaklarını çarçur ederek, israf ederek, kendiniz israf edeceksiniz dönüp vatandaşa tasarruf edin diyeceksiniz. Önce kendinizden başlatacaksınız. Bugün Sayıştay raporları ortada, 65 Katrilyonluk bir bütçeyi farklı farklı kalemlere aktararak, denetimin dışında tutarak harcadıkları ortada. Önümüzdeki süreç içerisinde de keyfi bir yönetimi maalesef milletimizin bir bölümü de, Türkiye’de keyfi bir yönetimin oluşması için farklı farklı saiklerle manipüle edilerek bu sistemin değişikliği adı altında yürürlüğe girmesine vesile olduğu, bugün bütün bunların bedelini ödüyoruz.

“KARŞIMIZDA KARA BİR PROPAGANDA MAKİNESİ VAR”

“Bugün oluşan siyasi iklimin de etkisiyle en küçük tenkidi, kendi varlıklarına kasteden, neredeyse vatan hainliği mertebesine getirmeye çalışan, karşımızda kara bir propaganda makinesinin de olduğunu biliyoruz. Ama işte mesuliyet oradadır. Bütün bu zor şartlara rağmen hepimiz milletin bahşettiği bu kürsülerden vazifemizi yapacağız. Yeniden bu büyük ülkeyi ilköğretim çağında 20 milyona çocuğumuzun olduğu bu ülkeyi, beşeri sermayesini dünya ile rekabet edebilecek niteliğe, donanıma sahip olur hale getirilerek yeniden Türkiye’nin üretim alt yapısını kurmak için büyük bedeller vermiş bir siyasi hareketin mensupları olarak yeniden Türkiye’yi dünyayla tüketici bir unsur olarak değil, üretici bir unsur olarak eklemleneceği küreselleşme ikliminden insanımızın refahına artırabilmek adına yaptığı ithalattan daha fazla ihracat yapar hale getirmek mecburiyetindeyiz. Bugün rantiye düzeni içerisinde, siyaseti kirli kaynaklarla finanse edeceğiz diyerek başta payidahtımız İstanbul olmak üzere nasıl katledildiğini, muhafazakarız diyenlerin bu ülkenin değerlerini nasıl suistimal ettiğini, yerle bir ettiğini hepimiz görüyoruz. Sureti haktan görünerek millet önünde 20 yıldır İstanbul’u yönetenler, yirmi yılı aştı yirmibeş yıla gidiyor; suçlular, muzdariplermiş; İstanbul’un göbeğine hançer saplayacaksınız hesabını vermeniz gerekirken başkalarına suçu sevk etme yoluna gideceksiniz.” Eski DYP Milletvekili Mehmet Korkmaz, Eski Kütahya Belediye Başkanı Halil İbrahim Özakaraca, Eski DP GİK Üyesi ve Kütahya İl Başkanı İlhami Özatağ, il ve ilçe Başkan ve yöneticileri, Kadın Kollarının katıldığı program sonrasında Kütahya Hisar ve Döner Gazinoya çıkan Uysal’a İl Başkanı Halil Gün, DP Eski GİK Üyesi İlhami Özatağ tarafından Kütahya ile ilgili bilgiler verildi. Döner Gazinoda devam eden programda Uysal, Partililerle sohbet yaptı, sorularını cevapladı.