“EKONOMİK TÜRBÜLANS YAŞIYORUZ” 26-09-2018 08:57:43

“Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısının 2018 yılı ikinci toplantısı, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) toplantı salonunda gerçekleştirildi. KUTSO Meclis Başkanı Nafi Güral ekonomik değerlendirmelerini paylaşarak, iş dünyasına ilişkin tavsiyelerini aktardı. Güral “2018 Eylül ayı itibariyle ülke genelinde ekonomik türbülans yaşıyoruz” dedi.

KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Özotraç ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Y.Yazaroğlu başkanlığında yapılan toplantıya, KUTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, Meslek Komitesi Başkanları ve Meslek Komitesi Üyeleri ile yerel basın mensupları katıldı. Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Özotraç’ın açılış konuşmasıyla başlayan ve ilgili gündem maddeleriyle gerçekleştirilen toplantıda, komite başkanı ve komite üyeleri söz alarak, faaliyetlere ilişkin bilgi sundu. 

KORKMADAN, KORKUTMADAN YOLUMUZA DEVAM EDELİM 

Haziruna hitap eden KUTSO Meclis Başkanı Nafi Güral, güncel konulardaki ekonomik değerlendirmelerini paylaşarak, iş dünyasına ilişkin tavsiyelerini aktardı. Güral, ülkemizin tarihine bir yolculuk yaptırdığı konuşmasında, geçmişte de ekonomik ve sosyal sorunlar yaşandığını, Türkiye’nin ve iş dünyasının, bu sorunların üstesinden gelebildiğini, şu anda da gelebileceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “2018 Eylül ayı itibariyle ülke genelinde ekonomik türbülans yaşıyoruz. Uçak yolculuğunda türbülansa girdiğimizde, ‘‘kemerleri bağlayın’’ anonsu yapılır. Bağlamazsanız sorun yaşarsınız. Uçak içinde panik yapan, bağırıp çağıran olursa, bütün yolcular korkar, aşırı panik yaparlar ve verilen talimatları dinleyemez, ne yapacaklarını bilemez hale gelirler. Bunun için ilk şart sakin olmak, panik yapmamaktır. KUTSO Meclis Başkanı Nafi Güral; “İçinde bulunduğumuz ekonomik türbülansta, korkmadan, korkutmadan yolumuza devam edelim” dedi. 

BAŞIMDAN NELER GELDİ, NELER GEÇTİ 

KUTSO Meclis Başkanı Nafi Güral “İçinde bulunduğumuz ekonomik türbülanstan aşırı derecede yara almadan kurtulmanın ilk şartları; panik yapmamak, sakin olmak, negatif değil, pozitif düşünmek, moralli olmak, çevremize de moral aşılamak olmalıdır. Dikkat ederseniz gazetelerde yazan, televizyonda konuşan akademisyenler, hep durum değerlendirmesi yapıyorlar ama çözüm üretilmesine yönelik önerilerini pek göremiyorum. Size aktaracağım tecrübelerim, belki çözüm üretilmesi anlamında fikir verebilecek satırları ihtiva ediyor olabilir. 57 yıldan beri günlük 10-12 saat çalışıyorum. Başımdan neler geldi, neler geçti. Ne ağır türbülanslar yaşadık. Bugün yaşadıklarımız geçmişte yaşadıklarımızın yanında bana pek önemsiz geldi” dedi. 

  • 1961 hain darbesini yaşadık.
  • Darbeye karşı darbeye teşebbüs edilen 22 Şubat, 21 Mayıs karşı darbelerinin olumsuz etkilerini yaşadı Türkiye.
  • Sıkıyönetim dönemleri tekrar başladı.
  • Devletimiz tarafından mecburi Tasarruf Bonosu almamızın şart koşulduğu süreçler yaşadık.
  • Aynı mahalle çocuklarının, sağ sol kamplara ayrılarak birbirlerine zarar verdiklerini gördük. Sonuç olarak meşhur 68 kuşağı oluştu.
  • Bu sıkıntıları bahane edenler, bizleri 12 Mart 1971 Muhtırası ile tanıştırdı.
  • Üniversitelerin işgal ve boykotlarla desteklenen sağ sol felaketi nedeni ile anneler ve babalar, evlatlarını üniversiteye göndermekten çekinir oldular.
  • Devamında %66 oranında devalüasyon kapımızı çaldı.
  • Elektrik sıkıntısı vardı. Sabah 2 saat, öğleden sonra 2 saat elektrik verilemediği için, üretim yapamaz hale düştük.
  • Kara borsanın acımasız zararlarıyla muhatap olduk. Yemek için yağ, pişirmek için gaz bulamadık.
  • Ve Türkiye, Kıbrıs Barış Harekâtını yapmaya mecbur kaldı. Kanlı 1 Mayıs olayları yüreğimizi dağladı.
  • 12 Eylül rezaletini yaşadık.
  • Bütün bunlar olurken 1948 yılında tanıştığımız IMF belası tekrar sahneye çıktı, verdiği kredilerle adeta onun talimatı ile yönetildik.
  • 1999 Marmara depreminin aldığı 50 binden fazla can, 100 binden fazla yaralı, yok olan on binlerce ev, fabrika, otel ve kaybedilen istihdamın ekonomiyi nasıl etkilediğini biliyoruz.
  • Bu defa Suriye ve de içimizdeki FETÖ yapılanması belasına taraf olduk.
  • Türkiye, neredeyse eş zamanlı olarak 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşadı. Maazallah, hain darbe girişimi başarılı olsaydı, belki de Amerikan mandası olmamızı yavaş yavaş aşılayarak asıl hedeflerine ulaşmış olurlardı. Darbe teşebbüsü akim kalınca biz aynı gece saat 03.00’de yatırım kararı aldık. 16 Temmuz akşamı meydanlarda ilan ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından hizmete açılan, bir yıl içinde yüzlerce kişinin iş başı yaptığı fabrikamız üretime başladı. 

Bu yazdıklarıma ilave onlarca eklenti yapılabilir. Bütün bunları hatırladığımda, bugün yaşadıklarımızın, eski yaşananlardan daha önemli olmadığını düşünüyorum. Peki ne yapmamız lazım? 

HER ŞEYDEN ÖNCE FRENE BASMAYACAĞIZ 

“Her şeyden önce frene basmayacağız. İşlerimizi normal akışında devam ettirip, hiçbir olumsuz fikre itibar etmeden, moralimizi bozmadan, umudumuzu kaybetmeden, hesabımızı doğru yapıp, ayağımızı yere sağlam basarak, gözlerimizi zirvelerden ayırmadan yolumuza devam etmeliyiz.” 11 Eylül saldırısının yaşandığı günlerde ABD başkanı Bush halkına hitaben: ‘Ülkemiz ciddi tehdit altında. Bu tehdidi en az zararla atlatabilmek için, gücünüzün yettiği kadar harcama yapın, ekonomi yavaşlamak bir yana, hızlansın’ mesajını verdi. Halk harcama yaptı ve ABD bu sıkıntıları kolaylıkla atlattı. Ben, içinde bulunduğumuz sıkıntıların geçici olduğunu düşünüyorum. ABD ile sorunlarımızın çok uzun sürmeyeceğini, AB ile yakınlaşma süreçlerinin, eskisinden daha hızlı gelişeceğini, Suriye belasının çözüm yolunda mesafe kat edeceğini, FETÖ yapılanmasından doğan zararların da giderek azalacağını bekliyorum. Zaten işaretlerini görmeye başladık. 

“PANİK YAPMAYIN,  MORALLİ OLUN”

Bu süreçlerin ülkemiz lehine hızla gelişebilmesi için iş insanlarına düşen görevler; panik yapmamaları, moralli olmaları, işlerine güçlerine bakmalarıdır. Vatandaşlarımızın da 11 Eylül Amerika’sında olduğu gibi. Imkânları ölçüsünde normal harcama yapmaları ve kesinlikle yastık altını şişirmemeleri halinde türbülanstan çıkış kolaylaşacaktır. “İş dünyası olarak, var gücümüzle çalışacağız. Vatandaşlarımız da, normal harcamalarını kısıtlamadan, ekonomik türbülanstan çıkmak için destek vermelidir”  Unutmayalım, ekonomi yavaşlarsa en çok zararı iş dünyası görecektir. Alacağımızı alamaz, borcumuzu ödeyemez, çalışanlarımıza iş veremez duruma düşeriz.  İş dünyasından başka özel sektör çalışanları, esnaf, çiftçi ve iş bekleyen gençler çok ağır zararlar görecektir. Bunun için iş dünyası var gücüyle çalışarak, vatandaşlarımız da normal harcamalarını yaparak türbülanstan çıkmaya destek vermelidir. 

 “YATIRIMLARIMA BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYORUM, HATTA 2019 YATIRIM PLANLARIMIZI ÖNE ÇEKİYORUZ”

 Yatırımlarımı yaparken böyle kur farkları oluşacağını bilseydim, ‘Ne yapalım, yatırım maliyeti artar, zaten yatırım tutarının önemli bir bölümü kredi ile karşılanıyor, bu yatırım olmazsa fabrikam olmaz, fabrikam olmazsa yerimde sayarım, peşimden gelenler beni geçer, nasıl olsa yatırım kendisini ödeyecektir.’ düşüncesi ile hareket eder, yatırımımı yapardım. Başlamış olan yatırımlarıma bütün hızıyla devam ediyorum. 2019 yatırımlarımı öne çekmek için dahi start verdim. Ekonominin yavaşlamaması için görevlerimi yapmış olacağımı düşünüyorum. 

“AYAKLARIMIZI YERE SAĞLAM BASIP, GÖZÜMÜZÜ ZİRVEDEN AYIRMAYACAĞIZ” 

Bu nedenle, hiçbir olumsuz fikre itibar etmeden, moralimi bozmadan, umudumu kaybetmeden, hesabımı doğru yapıp, ayağımı yere sağlam basarak, gözlerimi zirvelerden ayırmadan yoluma devam ediyorum. Üzerimize düşen görev olarak kabul ettiğim yatırım hamlesine bir yenisini ekleyerek, mevcut fabrikalarımızdan birisini tevsi etmeye karar verdik. Bu kararımızı en kısa zamanda yerel basında göreceksiniz.

Unutmayalım, Türkiye sevdalısı her vatandaşımızın, yukarıda sıralamaya çalıştığım görevlerini yapması halinde, bu türbülanstan ağır yaralar almadan çıkabileceğimize inanıyorum.

Kolay gelsin, Allah muvaffak etsin, iyi niyetlerimiz ve başarma arzumuz olduğu sürece bu türbülansı da inşallah atlatacağız.”